Bilindik hissiyatlar, dejavular, gözyaşları, silinmesi imkansız anılar...
Bir yandan hatırlamak istememek, diğer yandan boşvermenin sonucu biriken acılar.
Neden körüz böyle?
Neden bile bile acılarımızla ölüme gidiyoruz?
Az çok tahmin edebildiğimiz sonlarımıza neden engel olamıyoruz?
Kör olsun iradenin gözü.
Sadece anı yaşamak kolay geliyor değil mi? Her şey mükemmel, gram derdin yok. Üstüne derdi tasası olanları göremeyecek kadar hazdan körsün. Bir kaç saniyeliğine bu mutluluğun geçici olduğu geliyor aklına. "Boşver anı yaşa!" deyiveriyorsun ardından. Mantık fakirisin. Beynin seni duygularınla yönetiyor. Gökyüzünde süzülmekle meşgulsun. Somut-soyut her şey senin için birer toz bulutundan ibaret. Çarpan her kasırga rahatlatıcı bir esinti, her şimşek hoş bir melodi senin için. Çünkü körsün. İraden seni kör etti.
Bir süre sonra hayallerinle uçarken yere çakıldın ve uykundan uyandın. Hissettiğin tek şeyin hiçlik olduğunu anladığında gözlerine kavuştun. Saçlarını kestin, tanımadığın insanlarla konuştun, ıssız sokaklarda yürüdün, düşündün. Artık planlanmış ölümünü görebildiğini fark ettin. Artık; özgür olduğunu fark ettin.
31 Ocak 2016 Pazar
27 Aralık 2015 Pazar
Yazmak ya da "yazamamak" -Çukurova Kitap Fuarı 2016-
Şu grip ne lanet bir şey. Ne geçesi var ne kalası. Abi bitiyorsan bit, bitmeyeceksen de geçmiş gibi davranma. C vitamini alacağım diye asit fazlalığından öleceğim yakında.
Neyse konumuz bu değil. Son zamanlarda ki stresim ne yazık ki yazılara da yansıyor. Bu durumdan dolayı özür dilemeyi bir borç bilirim. Gerek sınavlar, gerek zaman kıstası derken en sevdiğim şeylere zaman ayıramıyorum. Böyle en ufak bir pazar tatili yakaladığımda da basıyorum blogu.
Hazır tozlu tuşlara dokunmuşken biraz güncel şeylerden bahsedeyim.
9-17 Ocak 2016'da Çukurova Kitap Fuarı var efenim. 9.yılında 9 gün boyunca fuar açık olacak. Vakit bulup da giden olursa iyice araştırsın yeni kitaplar keşfetsin. Önyargıya Hayır! Ben mi? Şey... Tam o tarihlere denk gelen sınavlarımı bir şekilde kalıba sokabilirsem gideceğim. Gittiğimde de mutlaka aldığım kitapları ve önerebileceğim yazarları blogumda paylaşacağım.
Uzun süre sosyal medya da bulunamayabilirim. Ben yokken Ken Grimwood okuyabilir ve Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'yu izleyebilirsiniz. Saygılar, sevgiler guys!
17 Aralık 2015 Perşembe
Kendinize Uygun Kitapları Nasıl Seçersiniz?
Bu soru aslında "Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?" sorusuyla paraleldir. Kişi, genellikle ilk başta kitap okuma alışkanlığının olmadığını, daha sonra da bunun kendisine uygun kitabı bulamadığından kaynaklı olduğunu söyler. "Çabuk sıkılıyorum." "Kitap içeriği ilgi çekici gelmiyor." "Okuduğumu anlamıyorum." "Okurken uykum geliyor," gibi türevi sorunları yaşıyorsanız evet, kendinize uygun kitap türünü bulmaya ihtiyacınız var! Ve tabii ki gerçekten bu alışkanlık için zamanınızı feda etmeyi göze alıyorsanız :)
Öncelikle şimdiye kadar okuyup\okuyamayıp sıkıldığınız kitapları tekrar bir gözden geçirin. O kitapların türlerini bir yere not alın. Bu sayede hangi kitap türlerinde ciddi anlamda bunaldığınızı öğrenebilirsiniz.
Diğer bir aşama film zevki. Filme uyarlanan kitapları ele alacak olursak film seçiminiz de kitap seçiminizi ve zevkinizi etkileyen unsurlardan. Bilim kurgu filmlerini seviyorsanız o alanda yazılan kitapları da severek okuyabilirsiniz.
Son olarak kitap araştırması ve yorumları. Herhangi bir e-kitap sitesine girebilir veya sahaflarda kitap araştırması yapabilirsiniz. Araştırırken okuduğunuz yorum ve eleştirilerden mutlaka birinde kendinizi bulacaksınızdır. Bir, iki derken bir bakmışsınız ki listeniz epey kabarmış. İstek sırasına göre yazmış olduğunuz kitapları edindikten sonra sıra en zevkli kısma geliyor. Okumak! Her gün on sayfa kadar okunursa alışkanlık 21. gününde rutin bir eyleme dönüşür. (Bilim adamları öyle diyor valla) Hele ki kitap ağzınıza layık çıkmış ve tahmin ettiğiniz süreden daha hızlı bitmişse, üç gün etkisinden sıyrılmaya çalışıp dördüncü günde kendinizi aynı tür kitap araştırmasına girmiş halde bulabilirsiniz.
Hayal dünyanızdan öperim, sevgiler.
Etiketler:
berrinkilic
,
biadetkitap
,
fotoğrafkareleri
,
kitaplarveotesi
,
romanseçimi
3 Temmuz 2015 Cuma
Wattpad Hakkında -Denek 202
Öncelikle yazıma Wattpad Nedir? sorusuna cevap vererek başlayacağım.
Wattpad ağında yazdığım ikinci hikaye olan Denek 202 bilim kurgu kategorisinde yer alıyor. Şuana kadar dört bölüm yazdığım hikayem, Addy Ruso adında bir tıp öğrencisinin ağzından anlatılıyor. Hayatını eğitimine adamış bu genç ilk kez aşık olur. İronik bir aşktır bu. Gizem, şüphe ve tutku dolu kısa bir aşk.
Wattpad, dünya genelinde kullanılan ücretsiz bir e-book uygulaması. İnternet aracılığıyla bilgisayarınızdan, tabletinizden veya telefonunuzdan bir mail adresi ve kullanıcı adıyla üye olarak binlerce ücretsiz hikaye okuyabilirsiniz. Okumuş olduğunuz hikayelere oy verip, yorumlar yapabilir ve kendi kütüphanenize istediğiniz hikayeyi ekleyebilirsiniz. Bunun yanı sıra kendinizde hikayeler oluşturabilirsiniz. 22 farklı kategoriyle hikayenizi ayrıştırabilir, dilediğiniz tür de yazabilirsiniz.
Üstelik bunların hepsi ücretsiz!
Eğer kitap kurduysanız, ya da bu zamana kadar bir köşeye yazdığınız yazılarınızı artık gün yüzüne çıkarmak istiyorsanız siz de hemen üye olun!
DENEK 202:
Wattpad ağında yazdığım ikinci hikaye olan Denek 202 bilim kurgu kategorisinde yer alıyor. Şuana kadar dört bölüm yazdığım hikayem, Addy Ruso adında bir tıp öğrencisinin ağzından anlatılıyor. Hayatını eğitimine adamış bu genç ilk kez aşık olur. İronik bir aşktır bu. Gizem, şüphe ve tutku dolu kısa bir aşk.
Her şey yolunda giderken Dünya'ya türü tespit edilememiş bir virüs yayılır. Virüsü araştırmak adına Denetleme Merkezleri olan Fows'lar açılır. Addy Ruso insanlara yardım etmek için hayatının aşkını bırakır ve Fows'a gider. Fows bambaşka bir yerdir. Buraya getirilen insanlar virüsün etkisi altında kalıp mutasyon geçirmişlerdir. Bu öyle bir virüstür ki; insanı insanlıktan çıkarıp yeni bir tür oluşumunu sağlar. Addy Ruso gibileri bu yeni türün kökünü mü kurutacaktır, yoksa iyileştirmeye mi çalışacaktır?
Peki ya hayatının aşkı?
Hepsi ve daha fazlasını https://www.wattpad.com/user/BerrinKlc linkine tıklayarak profilimden ulaşabilir ve Denek 202'yi okuyabilirsiniz. Yorumlar bir yazar için çok önemlidir, bu yüzden ilgilenen kitap kurtlarım ve keşfedilmemiş yazarlarımı bekliyorum.
Ben de bir hikaye oluşturmak istiyorum ancak ne yapacağımı bilmiyorum diyorsanız iletişim adreslerimden bana ulaşabilirsiniz. Memnuniyetle yardımcı olacağımdan emin olabilirsiniz.
Bu ülkenin daha fazla okur-yazara ihtiyacı olduğunu unutmayın ve yaratıcı olmaktan çekinmeyin! Sevgilerimle...
Etiketler:
biadetkitap
,
denek202
,
dostcuklar
,
e-book
,
hikaye
,
kitaplarveotesi
,
wattpad
,
wattys2015
,
yarışma
23 Haziran 2015 Salı
Bi Fincan Kahve, Bi Adet Kitap
Keyifli bir kitap okuma aktivitesini daha da keyifli kılan bir şey varsa o da okurken bir fincan kahve içmektir. Türk kahvesi olanından. Çifte kavrulmuş ve az şekerli olanından. Ihım neyse.
"Kahve mi? Yok ben çaykoliğim dostum\ya da şu içinde her şeyin ekstra olduğu kafam kadar bardakta fahiş fiyatlara satılan şeyi seviyorum diyorsanız, okurken "kahve" yerine o içeceğin ismini yerleştirin, ben kahve diyeceğim :)
Gün içinde rutin olarak belli bir saatte içtiğim kahvemi elbette kitap okuyarak şenlendiriyorum. Ama eğer benimle kahve içecek bir dostcuk varsa elbette karşısında kitap okuyarak saygısızlık yapmıyorum, yapmamda.
Bugün de Teen Wolf'un yeni sezon bölümünü izleme heyecanı ile yanıp tutuşurken, bölümün sadece fragmanının olduğunu, bölümün Amerika'lardan buralara henüz teşrif etmediğini öğrenince büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Bu moral bozukluğumu da Bi Fincan Kahve ve Bi Adet Kitap ikilisiyle geçirdim ve o anımı fotoğraflayarak en üste kondurdum.
Güzel şey kahve-kitap. Ama kitabın içinde aklını unutunca, soğuyan kahveyi içmek pek güzel değil...
Çifte kavrulmuş kahve olayını bilmeyenler için;
Çifte kavrulmuş türk kahvesi adı üstünde iki kez kavrulan kahvedir. Bir kez kavrulan ve tadına herkesin aşina olduğu 'açık' türk kahvesinden daha 'koyu', ve daha acıdır. Herkesin beğenmediği bir lezzeti olsa da kahve tiryakileri tarafından içilen, denememiş olanlar için de şiddetle önerilen bir aroması vardır. Eğer denemek isterseniz bir değişiklik yapıp kahvecinizden çifte kavrulmuşunuzu isteyebilirsiniz. Yapılış olarak açık türk kahvesinden farksızdır. Sadece köpüklü yapmak pek mümkün değildir.
Yazıyla ilgili herhangi bir görüşünüz var isa yorum bölümüne iliştirebilirsiniz.
Sorunuz var ise sayfanın altındaki iletişim bölümünden bana ulaşabilirsiniz!
Etiketler:
biadetkitap
,
bifincankahve
,
çiftekavrulmuş
,
dostcuklar
,
fotoğrafkareleri
21 Haziran 2015 Pazar
Dönüm Noktası Momo
Ne yazayım ne yazayım diye kara kara düşünürken, kitaplığımda duran, yıllaaaar yıllar önce okuduğum, hayatımın rotasını değiştiren romanı gördüm. Gözlerimi ayırarak "Aha"gibi kaba bir tepki verdikten sonra kitabı özenle elime aldım. Kitabın sayfalarında dolanırken küçük kağıtlara yazılmış notlar gördüm. Bu notlar 2009 yılında ablam tarafından yazılmış mizah dolu ve biraz da unutulmuş notlardı. Okudukça bir güzel duygulandıktan sonra fevkalade konum için kolları sıvadım.
"Yahu bir kitap nasıl hayatının rotasını değiştirebilir?" diyorsanız pekala değiştirdiğini, bununla birlikte okuma alışkanlığımı da kazandırdığını söyleyebilirim. Biraz kitaptan bahsettikten ve naçizane anımı anlattıktan sonra size de küçük bir önerim olacak.
Bu kitap Michael Ende'nin 1973 yılında yazdığı Momo adında bir kitap. Eser, Avrupa Gençlik Kitap Ödülü Şeref Listesine girmiş ve 38 dile çevrilmiştir.
"Momo, ya da zaman hırsızlarının ve çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü," olarak adlandırılıyor.
Evet kısaca kitabın konusu budur efenim!
Ben küçük bir çocukken bir çok yaşıtım gibi kitap okumaktan pek haz etmeyen, okuyunca sıkılan, sıkılınca "uykusu gelenlerdim." Yaşıtlarımın okumayı seven kısmı seviye atlayıp "teen" romanlara geçerken ben Pıtırcık Tatil'deyi henüz bitirememiştim. Uykum geliyordu çünkü(!)
Peki bu kitap hayatımı nasıl değiştirdi? Bendeniz okumayı nasıl sevdim?
ZAMAN GERİYE AKSIN O ZAMAN...
Bir gün şişko ve gözlüklü bir abla bize misafirliğe geldi. Elinde, bir poşet ve bir kutu vardı. Poşeti ablamla bana uzatırken "Size kitap aldım minnoşlar, bunlar okuncak ona göreee. Hı bide kurabiye aldım siz seversiniz" deyip sırıttı. Kitap mı? Minnoş mu? Bunlar saçma kelimelerdi benim için. Mühim olan şişko ablanın diğer elinde tuttuğu kurabiye kutusuydu.
Ablam, ona hediye edilen "Momo" adındaki kitabı hunharca okurken ben kurabiyeleri mideye indirmiş, bana hediye edilen 100 Temel Eserden falanca kitaba bön bön bakıyordum. Elbette okumayacaktım!
Bir sonra ki sene ablam üniversiteye gittiğinde yalnızlığıma küfürler ederek ardında bıraktığı eşyaları özenle karıştırma görevini üstlendim. Uzun karıştırmalarım sonucu elime ablacığımın hunharca okuduğu Momo'yu aldım. İlk sayfasını açıp kokladım. "Kitap kokusu bu kadar güzel miydi cidden?"
Okurken kendimi kitabın içinde kaybetmiştim. O an hissettiğim yalnızlık hissini baş kahraman Momo unutturmuştu. Herkesi dinliyordu bir kere. Adı çok ilginç ve tatlıydı. Kimsesizdi ve ben buna üzülmüştüm. Değişik bir tipti ve insanlara yardım etmeyi seviyordu. Tüm bunlar ve hikayenin geri kalanında ki zamanın öneminin fantastik bir kurguyla yazılmış olması beni kitaba bağlayan etkenlerdi. Zaten uçsuz bucaksız olan hayal dünyam bu kitapla daha da aralandı. Kitapta adı geçen kaplumbağa Cassiopeia'dan bile etkilenip bir kaplumbapa almıştım ve ona aynı adı koymuştum.
Momo karakterinin iyi bir dinleyici oluşundan etkilenip defterime onun adını koymuştum.
Ve o kitap bittikten sonra elime geçen her kitabı okudum. Okuduğum her kitapta da hayata farklı bir gözle baktım. O gün, bugündür okuyorum ve yazıyorum dostlar ve cidden çok iyi bir olay bu:)
Sizinde başınızdan bu tür bir olay geçtiyse zevkle dinleyeceğimden emin olabilirsiniz.Yorum bölümünde bekliyor olacağım.
Eğer henüz böyle bir deneyim yaşamadıysanız ve hatta okuma alışkanlığınız yoksa, size tavsiyem şunlardan ibarettir:
Eğer henüz böyle bir deneyim yaşamadıysanız ve hatta okuma alışkanlığınız yoksa, size tavsiyem şunlardan ibarettir:
1-Kişiliğinize,
2-Ruh halinize,
3-İlgi alanlarınıza göre kitap seçin ve okuyun.
PEK DE ÖNEMLİ OLMAYAN BİR NOT: Momo adını verdiğim günlüğümün sayfaları bitti. Cassiopeia adını verdiğim bıcırık kaplumbağam öldü.
Etiketler:
dönüm noktası
,
kitaplarveotesi
,
micheal ende
,
momo
18 Haziran 2015 Perşembe
Su Geçirmeyen Kitap
Amsterdam'da yaşayan Jasper Jansen ve Wing Weng, dünya edebiyatı klasiklerini su geçirmeyen bir formatta basmak için bir araya geldiler. https://www.kickstarter.com/projects/jasperjansen/finally-enjoy-classic-literature-and-poetry-in-the adresinde tanıttıkları Bibliobath adlı projelerine bekledikleri destek gelirse, bu hayalleri de gerçek olacak. Amaçlarını Kickstarter' de şöyle anlatıyorlar: "Sıcak suyla dolu bir küvette, cep telefonlarımızı kapatıp büyük edebiyat klasiklerini okumak istiyoruz. Fakat suyla kağıt bir araya gelmiyor, bir poşete sarılmış Ipad'de bizim işimizi görmüyor maalesef. Biz okumak istiyoruz, göz atmak ya da parmağımızı ekranda gezdirmek değil..."
Peki nasıl olacak bu? Su geçirmeyen kitaplar, çocuklara yönelik banyo kitapları gibi hantal değil. Polipropilen kullanılarak üretilmiş sentetik kağıtlardan ve suya dayanıklı bir ciltten meydana geliyor. Projenin uygulamaya geçmesi için 15 Temmuz 2015 tarihine kadar 9 bin Euro toplanması gerekiyor. 27 günde, ekip 2 bin 545 Euro topladı. Bu arada eğer 17 Euro bağışlarsanız, Jansen ve Weng başlangıç için hazırladıkları dört kitaptan birini size hediye ediyor. Bunlar Mark Twain'in kısa öyküleri, W. B. Yeats'in seçme şiirleri, Shakespeare'in Macbeth'i ve Su Zi'nin Savaş Sanatı adlı kitabı...
Su geçirmeyen kitaplar ilk kez karşımıza çıkmıyor. 2002'de yayınlanan Aqua Erotica adlı antolojiyi, dalgıçlar yıllardır yanlarında su altına götürüyor ve balık türlerini tanıyabilmek için kullanıyor.
Kaynak: Sabit Fikir
http://www.sabitfikir.com/haber/bu-kitaplari-plaja-gonul-rahatligiyla-goturebilirsiniz
Peki nasıl olacak bu? Su geçirmeyen kitaplar, çocuklara yönelik banyo kitapları gibi hantal değil. Polipropilen kullanılarak üretilmiş sentetik kağıtlardan ve suya dayanıklı bir ciltten meydana geliyor. Projenin uygulamaya geçmesi için 15 Temmuz 2015 tarihine kadar 9 bin Euro toplanması gerekiyor. 27 günde, ekip 2 bin 545 Euro topladı. Bu arada eğer 17 Euro bağışlarsanız, Jansen ve Weng başlangıç için hazırladıkları dört kitaptan birini size hediye ediyor. Bunlar Mark Twain'in kısa öyküleri, W. B. Yeats'in seçme şiirleri, Shakespeare'in Macbeth'i ve Su Zi'nin Savaş Sanatı adlı kitabı...
Su geçirmeyen kitaplar ilk kez karşımıza çıkmıyor. 2002'de yayınlanan Aqua Erotica adlı antolojiyi, dalgıçlar yıllardır yanlarında su altına götürüyor ve balık türlerini tanıyabilmek için kullanıyor.
Kaynak: Sabit Fikir
http://www.sabitfikir.com/haber/bu-kitaplari-plaja-gonul-rahatligiyla-goturebilirsiniz
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)

